Web Analytics

İnternet’in kullanıcı sayısı arttıkça firmalar da reklam kampanyalarını internet üzerine kaydırmaya başladılar.

Bir firmanın kampanyasını televizyon, gazete, radyo gibi kanallar yerine internet üzerinde yapmasının sebebi ilk bakışta maliyet gibi gözüksede, asıl sebebini ölçülebilirlik olarak düşünebiliriz.

Ölçülebilirlik gerçekten önemli ve firmaların paralarını doğru yere harcayıp harcamadıklarını anlamalarında önem arzetmekte. Meşhur bir söz var.

“Reklam kampanyalarımıza harcadığımız paranın yarısı boşa gidiyor. Sorun hangi yarısı olduğunu bilmiyor oluşumuz.”

Bu yazı dizisinde amaç, boşa harcadığınız paranın tam olarak hangi yarısı olduğunu bulmanızda sizlere yardımcı olabilmek.

Web üzerinde kampanya yönetimi konusu oldukça geniş kapsamlı olduğundan bu konuyu parçalar halinde yazıyor ve yayınlıyor olacağım.

Genel olarak kampanya olayının önemi, kampanya kodu üretirken nelere dikkat edilmesi gerektiği, Google Analytics ve Omniture Site Catalyst üzerinde kampanya hazırlanması başlıklarına değinmeyi planlıyorum.

Bu yazılarda bir diğer amaç teknik konulardan daha fazla kampanya takibinin varoluş amacı ve yönetimsel seviyede ne amaçlarla kullanılabileceğini göstermek olacaktır.

Nedir kampanya kodu?

Kampanya kodu genel olarak kampanyaların istatistiklerinin tutulduğu, kampanyaya özel benzersiz anahtar kodlardır. En basit kampanya kodu olarak “Kampanya1″ kelimesini düşünebilirsiniz.

Kampanya kodları genel olarak kampanyanın ana sayfasına (kampanyanıza katılacak olan kişilerin ilk görecekleri sayfa) yönlendirme yaparken “querystring” adı verilen alanda kullanılır.

Örnek olarak;

http://www.websitenizinadresi.com/Kampanyasayfası.html?campaign=Kampanya1 gibi.

Yukarıdaki örnekte “www.websitenizinadresi.com” sizin web siteniz veya kampanya için hazırladığınız mikro sitenizin adresi olacaktır. “Kampanyasayfası.html” kampanyanız hakkında bilgi almak isteyen kişilerin ziyaret etmesini istediği sayfanızdır. “campaign” kelimesi kampanya kodunun belirtileceği değişkendir ve kullandığınız analytics programına (Google analytics, Omniture site catalyst, vs…) bağlı olarak değişebilir. Kampanya1 ise mevcut kapmanyanızın kodudur.

Kampanya takibi nasıl çalışır?

Yukarıdaki örnek üzerinden devam edelim. Sitenizi ziyaret eden kişilerin bir şekilde http://www.websitenizinadresi.com/Kampanyasayfası.html sayfasını ziyaret etmeleri muhtemeldir.

Amacımız ziyaretçilerin bu siteye normal yollarlamı (Google üzerinden, sitenizin içinde yer alan bir link’ten, vs…) yoksa yaptığınız bir kampanya çalışması nedeniylemi buraya geldiklerini tespit edebilmektir.

Bu noktada kampanya sayfanızı ziyaret eden kişilerin eğer para harcayarak yayınladığınız bir kampanya üzerindenmi geliyorlar sorusunu cevaplayabilmek için kampanyalar üzerinden gelenlerin bu sayfaya http://www.websitenizinadresi.com/Kampanyasayfası.html?campaign=Kampanya1 şeklinde geliyor olmalarını sağlamamız gerekiyor.

Bunun en basit yolu her nerede bir kampanya yayınlıyorsanız sitenize geliş adresi olarak normal adres yerine içinde kampanya kodu içeren adresi kullanmanızdır.

Diyelimki, başka bir diğer site üzerinde kampanyanıza özel bir reklam banner’ı yayınlanacak ve bu banner’a tıklayan kişiler kampanya sayfanıza yönlendirilecekler. Bu banner’a tıklandığında gidilen adresin http://www.websitenizinadresi.com/Kampanyasayfası.html yerine http://www.websitenizinadresi.com/Kampanyasayfası.html?campaign=Kampanya1 olmasını sağlamanız durumunda, işin gerisini analytics programınız halledecektir.

Enazından en basit anlatımıyla böyle.

Kampanyalarımızda neleri takip etmeliyiz?

Kampanya düzenliyor ve bunu analytics teknikleriyle takip ediyorsanız, neyi ölçeceğinize öncelikle karar vermeniz gerekmekte.

Eğer siteme bu kampanya sayesinde kaç kişi geldi şeklinde basit ve eski moda bir bilgi işinize yarıyorsa şanslısınız. Ancak eğer aşağıdaki sorular ilginizi çekiyorsa bu yazının devamını ve bu konu hakkında hazırlayacağım bundan sonraki yazılarımı takip etmenizi öneririm.

  • Birden fazla siteye banner koydum. Acaba hangi siteden daha fazla ziyaretçi aldım?
  • Sadece banner kampanyası düzenlemedim. Aynı zamanda emailing ile birçok kişiye reklam email’i gönderdim. Acaba bu iş için ayırdığım paranın bana kârı ne oldu?
  • Televizyon ve radyoda reklamlar yayınladım. Aynı zamanda gazetelerde de reklam verdim. Bunların kampanyama faydası ne oldu?
  • Hangi reklam ağı, reklam kuşağı veya kanalı daha çok kâr etmemi sağladı. Hangileri ile yola devam etmeliyim?
  • Reklam banner’larımı hazırlayan ajans nekadar başarılı?
  • Yaptığım viral tabanlı reklam nekadar başarılı oldu? Çalıştığım kişiler söz verdiklerinin nekadarını başarılı şekilde yerine getirebilmişler?
  • Reklamlarımın yayınlandıkları sitelerde yayınlandıkları alanlar nekadar yeterli? Bunların hangilerine daha fazla eğilmeliyim?
  • Vb…

Gördüğünüz gibi olayın bir sonraki adımı olan ölçümleme aşamasında cevap verilmesi gerekli olacak birçok soru var.

Yukarıdaki soruların her planlama aşamasında ve aynı zamanda kampanya sonunda sürekli olarak izlenmesi gerekmekte. Bütün bunların tek amacı ise tabiiki aşağıdaki soruya cevap alabilmek:

Tüm reklam harcamamın nekadarını ne için harcadım? Bana getirisi ne oldu (Conversion rate)? Kullandığım kanallardan hangileri ile devam etmeli, hangileri ile yollarımı ayırmalıyım.

Bu yazı dizisinde bu soruya cevap arıyor olacağız.

Yazı dizisinin ilk basamağı olacak “kampanya kodu üretimi” konulu yazımda görüşmek üzere hepinize iyi günler diliyorum.

Bir web analytics uygulamasının birincil görevlerinin satış ve pazarlamaya destek, kampanyaların yönetimi ve müşteriler hakkında daha fazla bilgiye sahip olmak ve benzeri şeyler olduklarını düşünürsek, Google Analytics ve benzeri web analytics programları gün geçtikçe daha fazla amaçlarına uygun hale geliyorlar.

Omniture site catalyst gibi gelişmiş ürünlerde yer alan ek açıklama özelliğinin artık bedava olarak kullanabildiğimiz Google Analytics üzerinde de yer alması beni memnun etti (Şuandaki hali yaklaşık olarak aralık 2009′da yayına açılmıştı).

Nedir ek açıklama özelliği?

Eğer sizde firma olarak siteniz üzerinde olup bitenleri Google Analytics ile takip ediyorsanız, en basit raporlardan tutun da en karmaşık olanlara kadar zaman zaman grafiklerinizde ani iniş ve çıkışlar görüyorsunuzdur. Bu ani hareketlerin bulunduğunuz sektöre göre ve zamana bağlı olarak farklı sebepleri olabilir.

Örneğin eğer çiçek satan bir firma iseniz sevgililer günü, ufak ev aletleri satan bir firma iseniz anneler günü veya yılbaşı, kitap satan bir firma iseniz kitap fuarı siteniz üzerinde olup bitenleri etkileyecektir. Bunların dışında düzenlediğiniz bir kampanya, televizyon veya radyoya verdiğiniz bir reklam da bu tip etkiler yaratacaktır.

Siz ise ilerleyen tarihlerde sitenizde geçmişte olup bitenlere genel bir bakış yaptığınızda büyük ihtimalle bu hareketlenmelere ilk bakışta bir anlam veremeyecek veya enazından hangi olayda hangi hareketin oluştuğunu anlamak için zaman harcıyor olacaksınız.

İşte ek açıklama olayı tam olarak bu aşamada devreye giriyor ve grafiklerinize baktığınızda, belli bir hareketlenmenin olduğu esnada işinizle ilgili ne olmuştu bilgisini tabiri caizse “şıp diye” anlamanız kolaylaşıyor. Örneğin televizyona verdiğiniz bir reklamın etkilerini daha kolayca anlayabiliyorsunuz.

Google Analytics’te bunu nasıl yaparız diyorsanız işte detaylar;

Google Analytics’te bir internet sitenizin hesap bilgilerine girdiğinizde ilk göreceğiniz ekran “Gösterge tablosudur. Bu ekranda sizin için en önemli olan verileri bir bakışta görebilir, bu ekranı istediğiniz şekilde değiştirebilirsiniz.

Google Analytics Gosterge Tablosu

Bu ekranda yer alan grafiğin alt kısmında yer alan ok şeklindeki düğme ilk bakışta dikkatinizi çekmeyebilir. Basmanız gereken yer tam olarak burası.

Google Analytics Gosterge Tablosu2

Bu düğmeye bastığınızda ekranda “Yeni ek açıklama oluştur” düğmesini göreceksiniz. Buraya basıyorsunuz.

Google Analytics Yeni Ek aciklama olustur

Bu ekranda tarih kısmına gerekli işaretlemeyi yapmak istediğini tarihi, yazı kutusuna 160 karakteri geçmeyecek şekilde o tarihin kampanyanız veya firmanız için önemini girerek kaydet düğmesine basabilirsiniz.

Google Analytics Yeni Ek aciklama olustur2

Opsiyonel olarak “Görünürlük” seçeneğinden “Gizli” seçeneğini seçmenizde mümkün. Bu seçeneğin amacı bu kaydın sadece sizin içinmi (”Gizli” seçeneğinin seçilmesi durumunda) yoksa firmanızın raporlarını görebilen diğer kişiler için de görülüp görülemeyeceğinin belirtebilmeniz içindir.

Bu makalenin yazıldığı tarihte Google Analytics henüz Omniture Site catalyst’te olduğu gibi bu işlemi bir tarih aralığına yapmanıza olanak vermiyor. Şuan için ancak tek bir gün belirtebiliyorsunuz. Umarım belirli bir tarih aralığı ve hatta saat ve/veya saat aralığı bazında belirtebilme özelliklerini de zaman içinde eklerler.

Yukarıdaki resimde benim hazırladığım örnekteki kaydı “Kaydet” düğmesine basarak grafiğime ekliyorum. Bu not artık grafik üzerinde işaretlenmiş durumda. Ben de bu örnek sayesinde bu makaleyi yayınlamamın site üzerinde yaratacağı ziyaretçi patlamasını bu sayede daha yakından takip edebileceğim :P

Konu hakkında Google’ın yayınladığı video’ya buradan ulaşabilirsiniz (youtube, ingilizce).

Bir sonraki yazıma kadar mutlu günler diliyorum…

Hepinize merhaba. Başlık ne kadar anlaşılır bilemiyorum ancak bu yazımda sizlere web siteniz içinde yapılan aramaların öneminden bahsetmek istiyorum. Eğer sizde bir web sitesine sahipseniz ve kullanıcılarınıza site içi arama özelliği sunuyorsanız bu yazıyı okumanızı öneririm. Eğer siteniz var ancak arama özelliğine sahip değilse, bu özelliği eklemeyi de düşünebilirsiniz.
Bildiğiniz üzere web sitesi yayıncılığında en önemli şeylerden birisi de arama motoru optimizasyonu (SEO) durumda. Site ziyaretçilerinin hatırı sayılır bir yüzdesi sitemize arama motorları üzerinden geliyor ve yapılan aramalarda en üstte çıkabilmek için büyük bir savaş yaşanmakta. Aslında bu açıdan baktığımızda arama motoru optimizasyonu değil de arama motoru savaşları dememiz yersiz olmayacaktır.
Site içinde yapılan aramaların sitemin arama motoru optimizasyonu ile ne ilgisi var diyorsanız işte cevabı.
Site sahibi herkesin arama motoru optimizasyonu hakkında da az çokta olsa biraz bilgisi vardır. Bilinen şeyler ise çoğu zaman
- Sayfalara meta bilgilerini (keywords, description, vs…) eklemek
- Sitenin URL yapısını yeniden yapılandırmak
- Site içindeki HTML yapısını yeniden düzenlemek
- Vs…
gibi şeylerden öteye gitmez.
Sitenize arama motoru optimizasyonu yaptırmak istediğinizde ise size genellikle tüm bu bilgiler verilir, bunlara benzer kriterler üzerinden siteniz raporlanır ve genellikle de bu raporların en sonunda klasik olarak
En önemli olan şey içerik. İçeriğinizi arttırmanız/düzenlemeniz gerekiyor
denilir.
Tamam en önemli olan şey içerik ama nasıl geliştirmem gerekiyor diye sorduğunuzda ise yapıcı bir cevap alamazsınız.
Blog’um da yazacağım makalelerin arasında genellikle pek değinilmeyen içerik optimizasyonu konusunda da önerilerde bulunacağım ve bu yazı da bunların birincisi olarak kabul edilebilir sanırım.
Şu şekilde bir varsayım ile başlayalım.
Eğer bir site ziyaretçiniz sitenizde bir kelime arıyorsa, muhtemelen bu sizin için önemli bir kelimedir. Özellikle de aynı kelime farklı ziyaretçiler tarafından da aranmışsa.
Her şeyden önce bu tip kelimelerin sizin için önemli kelimeler havuzunuzda bulunup bulunmadığını ve sitenizde bu kelimeyi içeren ne kadar içerik olduğunu incelemeniz gerekiyor. Bunun en kolay yolu ise yine kendi siteniz üzerinde benzer aramaları sizin yapmanız ve çıkan sonuçları incelemeniz olabilir.
Öncelikle site içinde yapılan aramaların kayıtlarını en kolay şekilde nasıl saklayabileceğimizi görelim.
Tabi ki bunu sitenizin kodlarına müdahale ederek aranan kelimeleri bir veritabanında saklamanız her zaman için mümkündür. Ancak eğer Google Analytics veya benzeri web analytics aracı kullanıyorsanız bunlarla uğraşmanıza gerek yok. Tek yapmanız gereken kullandığınız aracı buna uygun şekilde ayarlamak.
Sitenizin Google Analytics ile çalıştığını farzederek, bu ayarlama işleminin nasıl yapılacağına değinmek istiyorum.
Öncelikle Google analytics hesabımıza giriş yapıyoruz.
Internal search
Query üzerinde search kullanımı
Analytics’te ayarı
SEO için önemi
İçerik optimizasyonu kategorisi
Google’a bir kopya gönder

Hepinize merhaba. Başlık ne kadar anlaşılır bilemiyorum ancak bu yazımda sizlere web siteniz içinde yapılan aramaların takibinin öneminden bahsetmek istiyorum.

Eğer sizde bir web sitesine sahipseniz ve kullanıcılarınıza site içi arama özelliği sunuyorsanız bu yazıyı okumanızı öneririm. Eğer siteniz var ancak arama özelliğine sahip değilse, bu özelliği eklemeyi de düşünebilirsiniz.

Bildiğiniz üzere web sitesi yayıncılığında en önemli şeylerden birisi de arama motoru optimizasyonu (SEO). Site ziyaretçilerinin hatırı sayılır bir yüzdesi sitemize arama motorları üzerinden geliyor ve yapılan aramalarda en üstte çıkabilmek için büyük bir savaş yaşanıyor. Aslında bu açıdan baktığımızda arama motoru optimizasyonu değil de arama motoru savaşları dememiz yersiz değil.

Site içinde yapılan aramaların sitemin arama motoru optimizasyonu ile ne ilgisi var diyorsanız işte cevabı.

Read more »

Merhaba,

Bu yazımda sizlere web site analiz araçlarında eski usul bilgi toplama yöntemleri ile yeni teknikler (Google Analytics, Yahoo Analytics, Omniture SiteCatalyst, vb…) arasındaki farklılıklardan bahsetmeye çalışacağım.

Bildiğiniz gibi web sitenizi ziyaret eden kişilerin sayıları, nereleri ziyaret ettikleri gibi bilgileri daha önceleri ancak sitenin tutulduğu sunucu üzerinde toplanan log dosyalarını (IIS Logs, vb…) inceleyen programlar aracılığıyla bulabiliyorduk. Bugün ise bu bilgilere sitemiz üzerine yerleştirdiğimiz JavaScript dosyaları aracılığıyla toplanan verilerden ulaşıyoruz. Bu iki yöntem arasında uçurum denilebilecek ölçüde farklılıklar bulunmakta ve JavaScript kullanımı eski yöntemle karşılaştırıldığında daha güvenilir sonuçlara sahip. Neden derseniz sebepleri aşağıda.

Başlamadan önce iki yöntem arasında mantıksal en büyük farklılığın bilginin toplanma şekli olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Önceki yöntemde kullanıcılara ait bilgiler sitenin tutulduğu sunucu üzerinde direkt olarak depolanırken, artık bilgiler direkt olarak kullanıcının bilgisayarından raporlamanın yapılacağı sisteme aktarılmakta. Bunun sebebi ise sayfaların içine yazılan JavaScript kodlarının kullanıcının bilgisayarına yüklendikten sonra orada çalışıyor ve gerekli bilgileri kendi başına gönderebiliyor olmasıdır.

Bu tekniğin en önemli avantajı ise kullanıcının sunucuya direkt olarak bağlanması ile bir Proxy sunucusunun arkasında olması veya sayfayı browser’ının cache’inden alıyor olması arasında bir farklılık bulunmaması olarak gösterilebilir. (Sayfanın içinde JavaScript varsa her zaman olmaya devam edecektir.) Aynı zamanda JavaScript dosyaları ancak gelişmiş bir browser’da izlenebildiğinden ötürü arama motorları ve benzeri robot’ların sitemize yaptığı ziyaretlerin ziyaretçi istatistiklerini etkileyememesi de önemli bir artıdır. Bu tip JavaScript dosyalarının ziyaretçilerin bilgisayarlarına bıraktıkları cookie’ler sayesinde ise ziyaretçinin site içindeki daha sonraki hareketleri takip edilebilmekte, daha ileri düzeyde raporların alınabilmesinin önü açılmaktadır. Tekil ziyaretçi değerleri veya buna bir örnek olarak gösterilebilir.

Analiz bilgilerini toplarken JavaScript kullanan uygulamaların neden JavaScript kodlarını sayfaların sonlarına doğru yerleştirmenizi istediğinizi hiç düşündünüz mü? Bunun sebebi sitenizi ziyaret eden kullanıcıların sayfanın ilk yüklenme süresinin sonuna kadar beklediklerinden emin olmak ve bu sayede sayfa gösterimi değerlerinin gerçekten sayfanın tam olarak gösterilmesi olduğundan emin olmanızı sağlamaktır. Bu olay JavaScript ile yapılan analizlerin daha kararlı sonuç vermesine bir diğer örnek olarak ta gösterilebilir.

Yukarıda genel olarak üzerinden geçtiğimiz farklılıklar hakkında biraz daha detaylı bilgiler vermeye çalışacağım.

Sayfa gösterim sayılarında oluşabilecek farklılıklar;

Kullanıcı bilgilerinin Server üzerinden hesaplandığı tekniklerde sayfa gösterim sayıları genellikle daha yüksek çıkmaktadır. Bunun sebepleri arasında özellikle büyük firmaların sitenin performansının periyodik olarak ölçülmesi gösterilebilir. Mesela bir site üzerinde her 10 dakikada bir yapılacak olan “site çalışıyor mu?” ve “istenilen sürede cevap veriyor mu?” şeklindeki testler sitenin tutulduğu sunucu üzerinde birer ziyaretçi olarak algılanacak ve bu bilgiler özel yöntemlerle temizlenmediği sürece istatistikleri etkileyecektir.

Sayfa gösterim sayılarını etkileyen bir diğer faktör ise ön bellekleme olarak gösterilebilir. Bilindiği üzere bir internet sitesi bir kişi tarafından ziyaret edildiğinde sayfaya ait kodlar kişinin de browser ayarlarına bağlı şekilde ön bellekte tutulabilmekte, aynı sayfanın ikinci kez ziyaretinde sunucuya gidilmeden sayfa gösterilebilmektedir. Bu durum sunucu üzerinde o sayfa için yeni bir görüntüleme kaydının oluşmaması anlamına gelmektedir.
Başta kurumsal firmaların ağları olmak üzere, zaman zaman çağrılan sayfalar ağ üzerindeki bir başka sunucu da ön bellekte tutulabilmekte ve asıl sunucuya gitmeden sayfa gösterimi de yapılabilmektedir. Browser üzerindeki ön bellekleme durumuna nazaran daha az yaşanan bu durum da uzun vadede toplanan raporların doruluğunda önemli ölçüde hataya yol açabilmektedir.

Ziyaretçi sayılarının doğruluğu;

Ziyaretçi bilgilerini eski teknikler ile sunucu üzerinden alan raporlama yöntemlerinin yanılma payları yüksektir.

Bu tip sistemler siteye bağlanan bir kişinin site içindeki hareketlerini ancak ve ancak o kişinin IP adresine bakarak anlayabilmekte ve aynı IP adresinden gelen farklı talepleri aynı kişiden gelmiş olarak kabul ederek raporlarını buna göre hazırlamaktadır. Ancak bilindiği üzere aynı ağ üzerinde yer alan birden fazla kişinin internete çıkış IP’leri aynı olabilir ve bu durum raporlarda kesin doğruluğun önüne geçmektedir. Örneğin, tek bir ağ üzerine bağlı ve tek bir IP adresinden internete çıkan firmalarda aynı siteyi birden fazla kişinin ziyaret etmesi durumunda bu hata gerçekleşmektedir.

Flash dosyalarının detaylı takibi;

Tam olarak bu yazının konusu olmasa da, gelişmiş ölçüm araçlarının flash ve benzeri dosyaların içinde olup bitenleri takip eden, kullanıcıların bu tip dosyalar üzerinde ne gibi işlemler yaptığını sayan uygulamaları bulunmaktadır.

Bildiğiniz gibi internetin hızlanması ile beraber sitelerin içinde kullanılan içerikler gelişmekte ve daha fazla etkileşimli içerikler ön plana çıkmaktadır. Örneğin flash tabanlı bir içeriğin kullanıldığı bir sayfada kullanıcılar bu flash dosyası üzerinde birçok işlem yapabilmekte ve birçok bilgiye ulaşabilmektedir.

Kullanıcının ziyaretine ait bilgileri sunucu tarafında toplayan tekniklerde ise ancak flash dosyasının ilk yüklenmesi esnasında sayım yapılmakta, daha sonradan flash üzerindeki etkileşimlerin değerleri tutulamamaktadır.

Bu tip ölçüm teknikleri sayesinde site kullanıcılarının ziyaretleri esnasında neler yaptığı bilgisi daha net şekilde önümüze çıkmaktadır.

Sonuç;

Sonuç olarak bu iki kullanım tekniğinin arasındaki farkları ve eski yöntemin yenisine nazaran ne gibi noktalarda eksik olduğunu özetlemiş olduk. Ancak tüm bunlardan bahsederken yeni teknik olarak adlandırdığımız JavaScript kullanımının kullanıcının browser’ı üzerinde performans anlamında bir maliyeti olduğundan ve ancak gelişmiş bir browser kullanılması durumunda işe yarayabileceğinden de bahsetmemiz lazım. Kullanılan tekniğin bu değişiminin başlıca aktörlerinden birisinin de geçtiğimiz yıllar içinde gelişen browser’lar olduğu düşünülebilir.

Bir sonraki yazıma kadar hepinize iyi günler diliyorum.